Havaların normale göre çok daha sıcak olduğu şu günlerde henüz yağmur bile yağmıyorken, ben kar yağmasını bekliyorum. Evet kışı çok seviyorum, yolların kapanıp okul gibi zorunlu olarak gittiğim yerlere gitmek zorunda kalmamayı, o güzel manzarayı sıcacık evimde bir kupa çay eşliğinde izlemeyi, haberleri açıp, yollarda mahsur kalan insanların tatlı-komik yakarışlarını, karda kayan arabaların meydana getirdiği küçük trafik kazalarını, karın keyfini çıkaran çocukları izlemeyi ve özellikle de kar ile örtülmüş bir sahada oynanan futbol maçını izlemeyi o kadar çok seviyorum ki, yolları kapatan kardan ötürü hastaneye yetiştirilemeyen bir hasta çocuk haberi beni pek sarsmıyor.Ya da benim sahip olduğum sıcak ev ortamına sahip olamayan, dışarıda kalmak zorunda olan evsizleri hiç ama hiç düşünemiyorum. Zaten kibritçi kız hikayesini de karı ve soğuğu kötü yönüyle işlediği için hiç sevmezdim küçükken...En azından o kötü durumdaki insanlardan biri olmadığım için şükretmeyi unutmuyorum ve karın keyfini çıkarmaya devam ediyorum.
Gelelim kar ile ilgili en büyük zevkime,'karda futbol!'.
Avrupa Ligi maçlarını izlerken gerçekten hayran kaldım o manzaralar karşısında...
Kayarak düşen futbolcular,karın erimesiyle oluşan su birikintilerine takılan toplar,turuncu renkte yapılmış özel kar toplarının görüntüsü, yedek kulübesinde yorgan altında oturan futbolcular ve en önemlisi bembeyaz bir saha...
Şimdi de fotoğraflar...
Ve işte karlı sahada maç denince akla gelen ilk takım 'Tromso' ve Chelsea maçı...
Not: İlk maçı sahasında hava koşullarının yardımı ile 3-2 kazanan Tromso Londrada 7-1 hezimete uğramıştır. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder